Hasan Kahvecioğlu'nun ORTAM gazetesinde yayımlanan makalesi
Ya çözüm olmazsa...

Her seçmen mutlaka “Ya çözüm olmazsa” sorusunu kendi kendine sormalıdır...

Bugüne kadar bu soruya statüko yanlılarının verdiği yanıtları bir bir aklından geçirmelidir...

Annan Planı’na karşı olan Rauf Bey ile Derviş Bey’in bugüne kadar bu plana alternatif hiçbir projeden söz etmedikleri, “Devleti yaşatacağız” gibi soyut, içeriksiz, inandırıcılıktan yoksun bir söylemde ısrar ettikleri herkesçe biliniyor...

14 Aralık günü, sandık başına gidecek olan Kıbrıslı Türklerin, çözüm ya da çözümsüzlük arasındaki tercihlerini belirleyecek olan bir yığın etken bulunuyor...

Ama bunlar arasında bir soru vardır ki; bunun yanıtını bulmadan, bu konuda “tatmin” olmadan, önümüzü görmeden, gidip UBP ile DP’ye oy vermek, Kıbrıslı Türklerin geleceğini karartmak gibi ciddi bir tehlike içeriyor.

Her seçmen mutlaka “Ya çözüm olmazsa” sorusunu kendi kendine sormalıdır...

Bugüne kadar bu soruya statüko yanlılarının verdiği yanıtları bir bir aklından geçirmelidir...

Annan Planı’na karşı olan Rauf Bey ile Derviş Bey’in bugüne kadar bu plana alternatif hiçbir projeden söz etmedikleri, “Devleti yaşatacağız” gibi soyut, içeriksiz, inandırıcılıktan yoksun bir söylemde ısrar ettikleri herkesçe biliniyor...

“Yaşatacağız” dedikleri devleti, tam yirmi yıldır “oksijen çadırında” tutanlar, ileriye dönük ortaya hiçbir “vizyon” koyamadıkları gibi, çözümsüzlüğün sürdürülmesi durumunda yaşayacağımız “tehlike”leri de halktan gizlemeye çalışıyorlar...

Oysa, çözümsüzlük durumunda bizleri bir yığın tehlike bekliyor...

İşte size bir “tehlikeler listesi”...

Tehlike 1- Rumlar, 1 Mayıs 2004’te tek başlarına güle oynaya AB’ye girecek, biz de uzaktan değil, yakından bakacağız...

Tehlike 2- AB mevzuatı kuzey için askıya alınacak, Avrupalılığın tadına varmaktan, demokratik bir hukuk devletinde yaşamaktan alıkonacağız.

Tehlike 3- Türkiye, bizimle yapamadığı Gümrük Birliği’ni, Rum tarafı ile yapacak, Mersin ile Limasol limanları arasında vızır vızır işleyen gemilere bakarak “ah” çekeceğiz...

Tehlike 4- Rum dostlarımız Türkiye’ye “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportu ile seyahat edecek, bizler ise İstanbul’dan öteye “vize”siz gidemeyeceğiz. Olimpiyatlarda, ya da başka uluslararası spor etkinliklerinde gençlerimiz yer alamayacak, Rum takımlarının TC takımları ile maçlarını izlerken kahreden bir eziklik yaşayacağız.

Tehlike 5- Türkiye, AB’ye üye 25 ülkenin “bir tanesini tanımam” diyemeyecek ve Serdar Denktaş’ın telaffuz etmeye başladığı gibi “Rum tarafını tanıyacak”... Bizim “yaşatacağız” dedikleri devletin “egemenliği” ise sarayın duvarlarından öteye gidemeyecek...

Tehlike 6- Papadopulos isterse, Ankara’da bir büyükelçilik açacak, bizim Ahmet Zeki Bulunç da, kokteyller düzenleyerek KKTC’yi tanıtmaya devam edecek... Daha da kötüsü “Kıbrıs Cumhuriyeti” Büyükelçisi Ankara’da birçok davette girerken, bizim “Büyükelçi”miz kapıdan bakacak...

Tehlike 7- Türkiye’ye 2004 yılı Aralık ayında AB tarafından “tarih” verilmeyecek, aklı başına sonradan gelen Türk medyası da bundan Rauf Bey’i sorumlu tutarken, bize de hakaretler yağdıracak...

Tehlike 8- Ankara şahinleri ile Rauf Bey’in Türkiye’nin başına ördüğü “çorap”ın hıncını bizden çıkarmak isteyenlerin çabaları sonucu, Kıbrıslı-Türkiyeli gerginliği had safhaya çıkacak...

Tehlike 9- Buradaki yönetim, çözümsüzlükte direndikçe toplum içinde huzursuzluklar artacak, siyasal gerginlikler yaşanacak, sınır kapılarının kapatılması bile gündeme gelecektir.

Tehlike 10- Annan Planı ile sağlanacak tüm ekonomik avantajlar ortadan kalkacak, işsizlik büyüyecek, umutsuzluğa kapılan onbinlerce Kıbrıslı Türk göç yollarına düşecektir.

Tehlike 11- Türkiyeli vatandaşlar, gelecekleri belirsizleştikçe, burada aldıkları arazileri emlak mafyasına satarak Türkiye yollarına düşeceklerdir.

Tehlike 12- Loizidu’nun davası emsal teşkil edecek ve raflarda bekleyen binlerce yeni dosya gündeme gelecektir. Türkiye, onmilyalarca dolarlık tazminat davaları ile karşı karşıya kalacaktır.

Tehlike 13- Askerlik ve silahlanma devam edecek, savaş tehlikesi her türlü yatırımın ve gelişmenin önünde duracaktır.

Tehlike 14- Dünyanın hiçbir ülkesine dışsatım yapamayacak, ada turizminden pay alamayacak, ekonomik ambargolar daha da sertleşecektir.

Tehlike 15- Ekonomideki TL. kullanımına devam edileceğinden, paradaki değer kayıpları yaşamımızı etkileyecek, İstikrarlı bir para kullanmak ve enflasyondan kurtulmak gibi hayallerimiz suya düşecektir.

Tehlike 16- Rumlara verilmesi öngörülen yerlerde oturanların tedirginliği artacak, İnsanımız; Rum malına bir çivi çakmaktan, en acil tamiratları yapmaktan kaçınacaktır. Adeta “istim üstünde oturur” vaziyette, tedirginlik içinde yaşam kalitemiz gerileyecektir.

Tehlike 17- Rum tarafı Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Kıbrıslı Türk adaylara da yer verecek ve akşamları televizyonumuzu açtığımızda “Kıbrıslı Türklerin temsilcisi” olarak birilerinin bizim adımıza konuştuğunu göreceğiz.

Tehlike 18- Rum tarafı Denktaş rejimine karşı daha da sertleşecek ve bunun faturasını da her zaman olduğu gibi Kıbrıslı Türkler ödeyecektir. Rum tarafından sosyal sigorta maaşı alanlardan tutun da, hastanelerinde tedavi görenlere kadar herkes bundan etkilenecektir.

Tehlike 19- Rauf Bey ile Derviş Bey’in seçimlerin ve mitinglerin “intikam”ını almaya kalkmayacaklarını sananlar aldanıyor. Yeni dönemde böyle bir iç hesaplaşma gerginliği de kapımızdadır. Yeni yasalardan tutun da, yeni cezalara, korkutmalara kadar her şey gündeme gelecektir. (Pasaporta cezayı unutmayalım.)

Bu tehlikeler listesi daha da uzatılabilir...

Sandığa gitmeden önce, statükoya oy vermenin tehlikelerini görmek ve göstermek boynumuzun borcudur.

Kahvecioğlunun Diğer Yazıları...
 

 

Copyright © 2000. Soner Arifler's Home Page. All rigtdahts reserved.
Last updated: 18/12/2003

http://arifler.mycyprus.net

e-mail: sarifler@mycyprus.net